Dostoyevski'nin ezen ve ezilenleri anlattığı, ezenler üzerinden kapitalizmin ahlakını sorguladığı kitabı. İletişim'den çıkan baskısında önsözde Orhan Pamuk "A'nın B'ye aşkı, B'nin C'ye aşkını görünce B ve C'nin mutluluğunu sağlamaya çalışır" dese de, esas konunun bu olmadığı aşikar bence. A, B, C üzerinden aşkı ele alınca aklıma Aylak Adam geldi, bir kez daha Yusuf Atılgan'ı andım bugün. Baş değilse de en önemli, ya da düğüm çözücü karakter olan Prens Valkovski'nin Vanya'yı ezip, aşağıladığı şu bölümü de buraya el emeğiyle aktarmak istedim. Prens Valkovski ki, soğukkanlı, zeki ve kurnaz, dilbaz, şahbaz, soylu, yakışıklı, azimli, zengin, şehvet düşkünü adam. Tam olarak "ezen", "güç sahibi".
- Size bunu vereceğiniz cevabın zevkini tatmak için sordum. Bunu söyleyeceğinizi önceden biliyordum. Hayır dostum; gerçek bir insanseverseniz, bütün akıllı insanların huyunun benimki gibi olmasını dileyin. Varsın çirkeflik bulunsun; aksi halde çok geçmeden akıllılar açıkta kalır, ahmaklar başa geçip mutluluk içinde yüzerdi. “Yıl uğursuzun...” olurdu. Zaten bilir misiniz, aptallarla geçinmek, onların gönlünü hoş etmek hem yerinde hem de karlı iş... Kör inançlara, hayatın bazı gereklerine, mevkiye önem verdiğime bakmayın. Yaşadığım çevrenin kofluğunu biliyorum. Ama rahatım yerinde oldukça ‘evet efendim’ciliği bırakmam, alçakgönüllü görünerek bunları savunurum. Sırası gelince herkesden önce sırt çevirecek de ben olacağım. Yeni fikirlerinizi bir bir biliyor, hiçbirine özlem duymuyorum. Buna gerek de yok zaten. Hayatımda hiçbir hareketim için vicdan azabı duymadım. Rahatım bozulmasın yeter bana! Benim gibiler sayılmayacak kadar çoktur; hepimiz huzur içindeyiz. Evrenin kuruluşundan beri varız biz. Günün birinde dünya batacak olsa biz gene üste çıkmanın yolunu buluruz. Hem biliyor musunuz, bizim gibi insanların ömrü uzun olur; buna hiç dikkat ettiniz mi? Seksen-doksan yaşına kadar yaşarız! Şu halde bizzat doğa bizi korumaktadır! Khe-khe-khe! Doksan yaşına kadar yaşamaya kararlıyım. Ölümü sevmem, korkarım ölümden... Ne şekilde öleceğiniz bilinmez ki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder