
Mekana girdiğinizde sağda solda hemen ikişer masa ve sağdaki masanın hemen yanında bar, barın yanında da ufacık sahne yer alıyor. Her akşam 8de illa ki canlı performans oluyormuş. Biz de denk geldik haliyle. Mekandan bahsediyorduk, soldaki masaların yanındaki merdivenden asma kata çıkıyorsunuz, asma katta da birkaç masa var. İlk gidişimizde alt katta, sonrakinde ise asma katta oturduk, mekanın tadını çıkardık. Mekanı şöyle bir süzdüğümüzde önce Karga'ya ne kadar da çok benzediğini, sonra da 18 yaşındaki gençlerin de, 70lik amcaların da, her kesimden insanın olduğunu farkettik. Loş atmosfer, dışarıda yaz da olsa kapalı Flaman ülkesi havası, harika müzikler... ve sırada ne içeceğimize karar verme anı.
Seçme işini sınıf listesinden sözlüye kaldırılacak öğrenciyi seçen öğretmen gibi gözlerimizi kapatıp parmağımızın durduğu yerdeki birayı seçtik. Seçmez olaydık! Gordon Gold diye bir şey çıktı, gidip bardan aldım, şişesi 2.8 euro. %10 alkol içerdiğini görünce önceki yüksek alkollü bira tecrübelerim geldi aklıma; tatlı, ağız tadını bozan biralar; mesela Hollanda birası Kasteel. Neyse, birayı yudumladım, birde ne göreyim! Harika bir tad, az tatlı, oldukça yoğun. Karamanın koyunu hesabı Gordon Gold'un oyunu da sonradan çıktı ortaya, tuvalete gitmek için kalktığımda dengeyi sağlayamıyordum. Resmen bir bira çarptı, olacak iş değil.

Bu yazıyı bitirelim artık, sıkıldım ben de. Antwerp'e giderseniz, akşam vakti De Muze'a gidin ve güzel bir konser eşliğinde bu birayı için. Sonra otele dönüşte dikkatli olun ama, Antwerp tehlikeli şehir. Ki Antwerp ayrı bir yazı konusu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder